Nöbetimiz Biterken Dostlara Selam ve Dua…

İDEBİR Başkanlığında 2.dönemin sonuna geldik. Üç yıllık yasal süre bu ay doldu.
 
Yasa gereği derneğimizin Olağan Genel Kurulunu Ekim ayı içerisinde yapıp, Başkanlık görevimi gönüllü olarak yeni sahibine bırakacağım.

Gönüllülüğümün sebebi sorumluluktan kaçış ve derneğin misyonundan ayrılış için değil.

Amacım insani değerlerimizin yaşatılması için gerekli sosyal sorumluluğumuzu aynı idealdeki insanlarla paylaşmak, bayrağı yere düşürmeden hep ileriye taşıyacak yeni heyecanların katkısı ile yolumuza daha güçlü devam etmek.

İDEBİR’in kuruluşunda ortaya konan misyon ve vizyona bugün bizlerin ve ülkemizin daha fazla ihtiyacı var.

Aynı gök kubbede, insanlık ortak paydasında, barış ve adalet içerisinde, kardeşçe yaşamak istiyorsak; içinde temenninin ötesinde mücadele etmek zorundayız.

Son dönemdeki siyasi gerilimler, terörle mücadele ve Müslüman toplumlarının kanseri olan canlı bomba eylemleri…

Artık ölülerimizin sayısına, rütbesine, meslek ve etnik kimliğine göre üzüntümüzü belirtiyor, kendi şiddetimizi masum ve mazur göstermek için uluslar arası komplo teorileri üretiyor, barış mitinglerini katliamlarla başlamadan bitiriyoruz.

Coğrafi etnik ve dinsel aidiyetimize göre vatanseverliğimiz ölçülüyor, Gayrimüslim azınlıklarla nesep bağı vatan hainliği için yeterli sayılıyor…

Demokrasi ve temel insan hakları söylemimiz çok, âmâ karnemiz kötü…

Seçim yapmayı önemseyip, sandığı her vesile için ortaya koyarken,%10 oy alamayanı siyasi parti, liderinden onay alamayanı aday bile saymıyoruz.

Üç tarafı denizlerle, dört tarafı düşmanlarla çevrili, içte ve dışta farklı düşünen herkesle kavgalı bir ülkede yaşıyoruz artık…

Resmi-Sivil herkes gardını almış özeleştiri adına her söylenene hain damgası vurup, ya benimsin ya toprağın diyoruz.

Her insanlık dışı olayın ardından aman ha büyük resmi görelim derken, küçük hayatları, idealleri, değerleri hâsılı insanlığımızı unuttuk.

Tek çare insani değerleri önceleyerek barış içerisinde birlikte yaşamayı öğrenmek.

Bazen komşumuzla, bazen eşimizle, bazen iş arkadaşımızla, hâsılı doğulusu batılısı, gayrimüslimi insan olan herkesle birlikte yaşamak…

Siyasi örgüt veya şahıslar ve dış güçler barış konusunda samimi olmayabilir. Silahlı terör örgütlerinden barışçı çaba beklemek varlık sebeplerine aykırı zaten.!

Ancak bizler barış konusunda ne kadar samimiyiz ve barıştan ne anlıyoruz.?

Kendimizden farklı olan ve düşünen insanlarla aynı topraklarda saygı içinde yaşamaya hazır mıyız?

Barışa inancımız var ise gerçekleşmesi için çaba ve duamız var mı?

Şimdilik bildiğimiz başka dünya yok.

Müslüman kardeşlerimiz mülteci sıfatıyla denizlerde veya kamyon kasalarında boğulmayı göze alarak hicret ediyorlar gayrimüslim diyarlara maalesef İslamcı örgüt ve yöneticilerden daha güvenli buldukları için kaçıyorlar İslam beldelerinden.

Ne acı bir Hicret değil mi?

Ortada ne Ensar-Muhacir kardeşliği, nede Peygamber ahlakından eser var.!

Suçlu kim? Yöneticiler mi? Yönetilenler mi? Bu konudaki ilahi ikazları hatırlayarak kendimizi sorgulayalım öncelikle…

İnsani değerler adına artık söz değil iş üretecek, yürekli, vicdanlı ve fedakâr insanların sorumluluk alıp “fikri hür, vicdanı hür irfanı hür ”nesiller yetiştirme çabasında olması gerekiyor.

Konjoktürel kitle hareketleri ile baskı ve çıkar grupları oluşturup, siyasi kazanımlar elde etsek de, insanı birey olarak sorumluluk bilinci ile aktif hale getirmeden barışı ve yaşanılır bir dünyayı kuramayız.

Herkese kendi toprağında, kültür ve inancı ile özgürce yaşama imkânı sağlayamaz isek köyden-kente, doğudan-batıya göçleri ve terörü besleyen damarları durduramayız. Bu ateş düştüğü yerde kalmaz, büyüdükçe hepimizi yakar Bugün olduğu gibi.

Her gün aldığımız şehit haberleri, duraklarda, köprü altlarında veya batan teknelerdeki insan manzaraları hayatımızın parçası haline geldi.

Bütün bu alanlara bana ne deyip sırtımızı dönersek; dünyada zulüm için sıramızı beklemeye, ahirette de çetin bir hesaba hazır olmalıyız.

Görev süremiz içerisinde az sayıda fedakar, samimi ve değer sahibi insanla güzel faaliyetler yaptık. Bireysel ve toplumsal bilince katkı sunmaya çalıştık.

Bu ekibin temsil makamı olarak kalıcı olması adına insani değerler ekseninde duygu ve düşüncelerimi bu yazı ile tamamlanan 23 adet makalede kamuoyu ile paylaştım.

Bazen aylarca yazı yazamadığım oldu, konuşmanın da yazmanında çok zor olduğu süreçlerden geçiyoruz.

İnsanlık adına içler acısı ülke ve dünya şartlarında İDEBİR ’in yeni yönetimini belirlerken Hazreti İbrahim Peygamberi şahsında insanlığı yakan ateşe su taşıyacak karıncaları aradığımızı belirtir, bu güne kadar ki destek ve sabırlarından dolayı tüm gönül dostlarına saygılarımı sunarım.


Nazır ESİRCİ
Yönetim Kurulu Başkanı
 


 

ETKİNLİK TAKVİMİ
Neo Web Tasarım
© 2018
İDEBİR