Birkaç Salih Amel

Son yazımda daha güzel bir dünya için özgür düşünce ve salih amelin gerekliliğini anlatmış ancak hayatımızın içinde yer alması gereken salih amel örneklerini bu yazıma bırakmıştım. Daha güzel bir dünya için yapılması gereken yeni ve güzel işleri; özgür düşüncelerle ortaya koyacak sağlam iradelerle sahiplenmek, devamlılıkları ise adil bir hukuk düzeni ile korumak gerekir.

Bu zorlu ve uzun mücadele sürecinde, sorumluluğumuzu zamana ve başkalarına yüklemekden, tuzukuruluk yapmadan aklımızı ve elimizi ötekiler veya aşağıdakiler için samimiyetle uzatıp, salih ameller ( faydalı işler ) üretmeliyiz. Temenni güzel. Ama nasıl? Hangi imkanlarla? Kimin için? Hangi faydalı işleri yapacağız?

Burada uzun vadeli ütopik hedefleri değil, toplumun çoğunluluğunu oluşturan orta halli insanlarımızın yapabileceği iş ve eylemleri somut örneklerle anlatmaya çalışacağım. Bu örneklerimiz günümüzde karın doyurma ve hayatta kalma mücadelesi veren yoksul insanımız ile zaten beni okuyup dikkate almayacak üst gelir grubundaki sayısal azınlık için bir şey ifade etmeyecektir. Çünkü birincisinin geçim derdi, ikincisinin kibri ve varlığını çoğaltma endişesi küçük salih ameller üretmelerine mani olacaktır kanaatindeyim.

Devletten ve gaipten beklentiye görmeden yapabileceğimiz kişisel salih amellerimizi;

1-) Bireysel davranışlarımızla yapabileceklerimiz,

2-) Günlük yaşam ve tüketim alışkanlıklarımızda değişikliklerle yapabileceklerimiz,

3-) Örgütlü yönlendirme ve tavsiye ile yapabileceklerimiz,

olarak üç grupta toplayabiliriz.

Bireysel davranışlarımızla yapabileceğimiz salih amellerin en önemli ve kolay olanı selamlaşmak ve gülümsemektir. En yakınımızdan başlayıp dil ve kavramlara takılmadan, muhatabın kabulünü ve beklentisini esas alıp tebessüm ile selamlaşmaktır. Özellikle karmaşık şehir hayatında unutulan komşuluk hukukunu önemsemek ve asgari tanışmayı, yardımlaşmayı sağlamak. Akraba ve dostlarımızla sevinçli ve kederli günleri paylaşma, sılayı rahim yapmayı önemsemek, Aile içi diyaloğu arttıracak her türlü çabayı gösterirken,toplumun küçüklerine sevgi ve şefkat,büyüklerinesaygı ve hürmet göstremek. Sadece kadına değil hiç bir yaratılmışa şiddet göstrememek.

Milli ve dini duyguları kutsayarak şiddet eylemlerine alet etmenin dini inancımızda yeri yoktur. Kendi canına kıyma hakkı olmayan insanın,başkalarının canını alma hakkı olabilir mi ?

Günlük yaşantımız ve tüketim alışkanlıklarımızda küçük değişiklikler yaparak maddi değerleri de olan Salih ameller üretebiliriz. Öncelikle kutsal kitabımızın emir gereği her türlü tüketimde israftan kaçınmak. Bunu yaparken de tasarruf edilenin bir kısmını mutlaka sadakayı cariye olarak ayırmak. Ancak modern dünyanın kapitalist tüketim anlayışı içinde ne kadar dikkat etsekte gıdadan giyime ve mobilyaya kadar fiilen kullanmadığımız şeyleri alıyor yada kısa sürede bıkıp atıl bırakıyoruz.

Bu vebalimizi azaltmak için en az yılda iki kez mutfağımızı, evimizi ve gardrobumuzu gözden geçirip fiilen ihtiyacımız olmayan ürünleri sağlıklı ve temiz bir şekilde ayırıp ihtiyaç sahiplerine ulaştırabiliriz.

Fırından ekmek alırken ara sıra 1-2 ekmeğide askıya fakirler için yazdırsak, aylık market alışverişide bir küçük poşette yardımlaşma için alsak ne kaybımız olur? Sigara içenimiz bir miktar tüketimini azaltsa, kebap yemeği seven arkadaşımız ayda bir kez onun yerine 2 lahmacun yese veya bir açık büfe kahvaltıyı sadece çorba ile geçiştirse ve ortaya çıkan fiyat farkını fakirlerin hakkı olarak ayırsak.

Ailemizede yardımlaşma alışkanlığını kazandırmak için eşimize veya çocuğumuza alacağımız bir yaş günü veya yıldönümü hediyesinin tutarını düşürüp ortaya çıkan farkıda ( Mesela 100 Tl yerine 70 Tl lik hediye alıp 30 Tl yi yardım için ayırma ) kendi çevresine yardım etmesi için nakten versek ne kaybederiz ?

Örgütlü yönlendirme ve tavsiye ile yapılacak Salih amellerin başında toplumsal bir ihtiyacı karşılayan sivil toplum kuruluşlarına üye olmak ve aktif görev almak geliyor. Bu üyelikler toplumdaki örgütlenmeyi ve dayanışmayı arttıracağı gibi farklı işlerde farklı kesimlere ulaşma, siyasi ve sosyal otoritelerle bağ kurma ve basın yayın araçlarını kullanma imkanı verecektir.

İyi niyetli toplum ve çevre için üreteceğimiz fikir ve projelerimizi üye olduğumuz sivil toplum örgütleri aracılığı ile ortaya koyabilir, yardımların zamanında doğru yerlere ulaşımını sağlayabilir, suistimalleri takip edip sorgulayabiliriz.

Akşam bir fikir derneğinde eğitim sistemini ve gelir adaletsizliğini tartışırken,ertesi gün bir yardım vakfında ihtiyaç sahibi öğrencilere,okumak için kitap,barınmak için yurt,geçinmek için burs temini için çalışabiliriz. Günümüzün yoğun ve karmaşık yaşam sürecinde zaman hızla akarken ihtiyaçlarımız hiç bitmiyor ancak ömür sermayemiz tükeniyor. Bu süreçte arka mahallemizden Afrika kıtasına, yoksulluk ve savaştan kaçan mültecilere kadar sorumlu olduğumuz bir dünya var.

Bu şartlarda bilinçli ve iyi niyetli bir insan, en az iki sivil toplum kuruluşunda görev almalı birinde yönetici ise diğerinde üye kalmalı ve her pozisyonda topluma katkı sunmanın sorumluluğunu yaşamalıdır. Şahsen yukarıda anlattığım iş ve eylemlerin bir kısmını fiilen yaparken, bir kısmınıda yapmak için çaba sarfediyorum. Herkes kendi çevre ve yaşam standartlarına göre bu salih amelleri çeşitlendirip, yerine getirebilir.

Biraz düşünme ve fedakarlıkla üretebileceğimiz bu salih ameller, bizim hayatımıza ağır yükler getirmeyecek ancak hayatımızı ve varlığımızı değerli kıldığı gibi, yaygınlık kazandıkça ekonomik ve soysal adalete katkı sağlayacaktır. Böylece çocuklarımıza daha yaşanabilir bir dünya bırakırken, ömür sermayemiz tükendiğinde hem arkamızda saf tutanlara, hemde din gününün sahibine hesap vermemiz kolaylaşacaktır.

Saygılarımla.

Nazır ESİRCİ

Yönetim Kurulu Başkanı

ETKİNLİK TAKVİMİ
Neo Web Tasarım
© 2018
İDEBİR